İnternetin babası 40 yaşında…

091030-arpanettedeneme_widecBilinçli internet kullanıcılarının başı sıkıştığında başvuracağı sitelerin başında gelen hatta kurulmasıyla internetin bugünkü haline ulaşmasının temellerini atan ArpaNET‘in doğum gününü son dakikalarında da olsa kutlamak istedim. 😉

“ABD’nin doğusundaki UCLA onun batısındaki Stanford üniversiteleri arasında 40 yıl önce ilk elektronik mesaj gönderildi. Sistem, California’daki proje yöneticisinin Stanford’daki bilgisayar sistemine bağlanarak klavyesinde yazdığı harflerin oradaki ekranda belirmesini sağlamaktan ibaretti. Deney başlangıçtaki küçük bir tökezlemeye karşın başarıyla sonuçlandı ve internet doğdu!
ABD Savunma Bakanlığı Gelişmiş Araştırma Projeleri Ajansı (Arpa) tarafından sipariş edilen proje, uzaktaki başka bir bilgisayara bağlanıp elektronik iletişim kurmayı öngörüyordu. Geliştirilen sistemin yüklü olduğu bilgisayar UCLA üniversitesindeydi ve 29 Ekim 1969’da kontrol masasına oturan Charley Kline, yaklaşık 650 kilometre uzaktaki Stanford Üniversitesi Araştırma Enstitüsü’ndeki bilgisayara bağlanmayı denedi.Kline klavyeyle önce bir “L” yazdı. Elinde tuttuğu telefonun öbür ucunda bulunan Stanford’lı Bill Duvall kendi ekranında “L”nin göründüğünü bildirdi. İkinci harf “O” da yerine ulaştı. Ancak üçüncü harf olan “G” ile sistem çöktü. Sistemi yöneten ekip, saat 22:30 civarında iletişimi yeninden, ve sorunsuz olarak, çalışır hale getirmeyi başardı.
Finansöründen yola çıkarak ‘Arpanet’ adı verilen sistemin temel teknik spesifikasyonlarını tasarlayan MIT (Massachusetts Institute of Technology) öğretim görevlisi Dr. Larry Roberts, denemeyi uzaktan, Washington’daki ofisinden izliyordu. Roberts, o günkü hissiyatını soran BBC muhabirine, “kimse projeyi beğenmemişti” yorumunu yaptı: “Ancak kısa sürede herkes icadın önemini kavradı”.
Arpa’nın Bilgi İşleme Teknikleri Ofisi direktörü Bon Taylor, yüzlerce farklı enstitü, kuruluş, devlet organı ve laboratuarda bulunan bilgisayarlar arasında bilgi transferinin son derece pahalı ve güç yöntemlerle gerçekleştirilmesinden yakınıyor ve buna hem hızlı hem de maliyetsiz bir çözüm istiyordu. O vakitler, her kurumdaki bilgisayar sistemi birbirinden farklıydı ve aralarında uyumluluk yok denecek kadar azdı. Arpanet bu soruna iyi bir çözüm gibi göründü. Ama kurumların çoğu kendi bilgi işlem donanım ve kaynakları üzerindeki kontrolü kaybedecekleri kaygısıyla projeyi topa tutuyordu. Bu uzun sürmedi ve hemen herkes Arpanet’e bağlanarak büyük bir bilgi paylaşımından hızlı ve maliyetsiz şekilde yararlanabileceklerini, bunun kendi bilgisayar sistemleri üzerindeki yükü de önemli ölçüde hafifleteceğini farketti. Nitekim Arpanet ağı hızla genişletildi ve 1971’de ABD çapında 18 kurum Arpanet ile birbirine bağlandı.
“Başta karşı çıkanlar kısa sürede bu yeni sistemin onlara çok büyük bir bilişim gücü sağladığını anladı” diyen Roberts, daha o zamanlar projenin gelecekteki potansiyel faydalarını düşünmeye başladığını belirtiyor. Roberts şöyle diyor: “Farklı veri sistemlerini birbiriyle bağlantılandırabilirsek, bunun gelecekte araştırma, geliştirme ve iş dünyası için köklü bir devrim olacağını hissetmiştik”.”

kaynak: “ntvmsnbc”

ABD’nin doğusundaki UCLA onun batısındaki Stanford üniversiteleri arasında 40 yıl önce ilk elektronik mesaj gönderildi. Sistem, California’daki proje yöneticisinin Stanford’daki bilgisayar sistemine bağlanarak klavyesinde yazdığı harflerin oradaki ekranda belirmesini sağlamaktan ibaretti. Deney başlangıçtaki küçük bir tökezlemeye karşın başarıyla sonuçlandı ve internet doğdu!
ABD Savunma Bakanlığı Gelişmiş Araştırma Projeleri Ajansı (Arpa) tarafından sipariş edilen proje, uzaktaki başka bir bilgisayara bağlanıp elektronik iletişim kurmayı öngörüyordu. Geliştirilen sistemin yüklü olduğu bilgisayar UCLA üniversitesindeydi ve 29 Ekim 1969’da kontrol masasına oturan Charley Kline, yaklaşık 650 kilometre uzaktaki Stanford Üniversitesi Araştırma Enstitüsü’ndeki bilgisayara bağlanmayı denedi.
Kline klavyeyle önce bir “L” yazdı. Elinde tuttuğu telefonun öbür ucunda bulunan Stanford’lı Bill Duvall kendi ekranında “L”nin göründüğünü bildirdi. İkinci harf “O” da yerine ulaştı. Ancak üçüncü harf olan “G” ile sistem çöktü. Sistemi yöneten ekip, saat 22:30 civarında iletişimi yeninden, ve sorunsuz olarak, çalışır hale getirmeyi başardı.
Finansöründen yola çıkarak ‘Arpanet’ adı verilen sistemin temel teknik spesifikasyonlarını tasarlayan MIT (Massachusetts Institute of Technology) öğretim görevlisi Dr. Larry Roberts, denemeyi uzaktan, Washington’daki ofisinden izliyordu. Roberts, o günkü hissiyatını soran BBC muhabirine, “kimse projeyi beğenmemişti” yorumunu yaptı: “Ancak kısa sürede herkes icadın önemini kavradı”.
Arpa’nın Bilgi İşleme Teknikleri Ofisi direktörü Bon Taylor, yüzlerce farklı enstitü, kuruluş, devlet organı ve laboratuarda bulunan bilgisayarlar arasında bilgi transferinin son derece pahalı ve güç yöntemlerle gerçekleştirilmesinden yakınıyor ve buna hem hızlı hem de maliyetsiz bir çözüm istiyordu. O vakitler, her kurumdaki bilgisayar sistemi birbirinden farklıydı ve aralarında uyumluluk yok denecek kadar azdı.
Arpanet bu soruna iyi bir çözüm gibi göründü. Ama kurumların çoğu kendi bilgi işlem donanım ve kaynakları üzerindeki kontrolü kaybedecekleri kaygısıyla projeyi topa tutuyordu. Bu uzun sürmedi ve hemen herkes Arpanet’e bağlanarak büyük bir bilgi paylaşımından hızlı ve maliyetsiz şekilde yararlanabileceklerini, bunun kendi bilgisayar sistemleri üzerindeki yükü de önemli ölçüde hafifleteceğini farketti. Nitekim Arpanet ağı hızla genişletildi ve 1971’de ABD çapında 18 kurum Arpanet ile birbirine bağlandı.
“Başta karşı çıkanlar kısa sürede bu yeni sistemin onlara çok büyük bir bilişim gücü sağladığını anladı” diyen Roberts, daha o zamanlar projenin gelecekteki potansiyel faydalarını düşünmeye başladığını belirtiyor. Roberts şöyle diyor: “Farklı veri sistemlerini birbiriyle bağlantılandırabilirsek, bunun gelecekte araştırma, geliştirme ve iş dünyası için köklü bir devrim olacağını hissetmiştik”.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir